Ömer Kasap

Ziraat Mühendisi / Web Geliştirici

Ömer Kasap

Ziraat Mühendisi / Web Geliştirici
Agriculture Engineer / Web Developer

Curriculum Vitae (EN) Özgeçmişim CV (TR)

İslami Düğün Nasıl Olmalıdır?(Tüm Yazılarım)

Düğün-dernek, sünnet ve benzeri  merasimler hayatımızın en zevkli ve unutulmaz hatıralarının yaşandığı anlardır. Kendimizin ya da çocuklarımızın mürüvvetini görmek, evlenmek, evlendirmek, en mutlu olduğumuz ve bu mutluluğumuzu akraba, dost ve tanıdıklarımızla paylaştığımız, sevinç ve mutluluk vesilelerimizdir. Her şeyden önce bu merasimlerde Mevla Teâlâ’ya bizleri böyle sevinç ve mutluluğa kavuşturduğu için şükretmeli, bu merasimleri Rabbimizin rızasını kazanmak gayesiyle yapmalıyız.

“ Rabbimiz! Bize gözümüzü aydınlatacak eşler ve zürriyetler bağışla ve bizi takva sahiplerine önder kıl” ( Furkan 15/ 74) duası ve Allah’ın emri, peygamberin Kavliyle bir kıza talip olunması ; biz islamı din olarak kabul ettik, Rabbimiz ne derse o şekilde davranmayı kendimize   şiar edindik,  kim ne derse desin bizim için Rabbimizin rızası önemli demek olduğunu dile getirmek olduğunu unutmamalıyız.

 Komşular, akrabalar, misafirler ne der? Ne düşünürler? Aman şu da eksik olmasın aman şu da geri kalmasın” diyerek insanların memnuniyet ve rızaları en üst safhada ön plana çıkarılıyor. Rabbimizin rızası ise hiç akla getirilmiyor. Halbuki rahmani olması gereken bu sevinç ve mutluluk günlerimiz tamamen şeytani bir hale sokuluyor.

Temeli sağlam atılmayan binaların yıkılması ne kadar kolaysa,  dine ve fıtrata uygun olmayan, haramlar, israflar, bidatler ve hurafeler üzerine kurulan evliliklerin yıkılması da o kadar kolaydır. Hayırla başlayan her iş hayırla devam eder, şerle başlayan her iş düzeltmedikçe  şerle devam eder. Gömleğin ilk düğmesi yanlış iliklenmişse diğerleri de yanlış devam edecektir. Dinimizin ve neslimizin devamını sağlayacak aile müessesesi nefsani ve şeytani ölçüler bir kenara itilerek sadece ve sadece İslami ölçüler dikkate alınarak kurulmalıdır. Mutluluk ve huzur yalnız buna bağlıdır.

Evlenilecek kimsenin sadece dindar olması kâfidir. Zengin ve güzel olursa daha iyidir. Fakat dindar olmazsa zenginlik , güzellik işe yaramaz. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki: ‘’Kadın, malı, güzelliği, asâleti ve dindarlığı için nikah edilir. Sen dindar olanı seç ki, maddi ve manevi nimete kavuşasın’’ [Buhari]. Salih kimse ile evlenirken fakirlikten korkmamalı. Çünkü Allahu Teâlâ, ‘’Eğer fakir iseler, Allah onları, evlenmeleri sebebiyle fazlı ile zengin yapar’’ buyuruyor (Nur 32). Bu yüzden ilk etapta evlendirileceklerin işine, maşına, evine, arabasına, yatına, malına değil, imanına, namazına, orucuna, ticaretindeki ve sözündeki doğruluğuna, anne-babasının ve yakınlarının dini yaşantılarına önem vermek elzemdir.

Şüphesiz ki evlilik konusunda önemli olan başka bir konu ise aracılık meselesidir. “Kim iyi işte aracılık ederse onun da o işten bir nasibi olur. Kim kötü bir işe aracılık ederse onun da ondan bir payı olur. Allah her şeyin karşılığını vericidir.” (Nisa 4/85). Müslüman bir ailenin oluşması, müslüman bir toplumun oluşmasına vesiledir. Bundan dolayı; Müslüman gençleri tesbit etmek, bunları tanıştırmak, evlenmelerine yardımcı olmak, nikahı kolaylaştırmak, maddi yardımda bulunmak, aralarında çıkabilecek anlaşmazlıklarda Kur’an ve sünnete müracaat etmelerini sağlamak gayretinde olmak şüphesiz iyilikte çığır açmak olacaktır.

Yoksa bugün bir takım sözde izdivaç proğramlarıyla insanları köle gibi hatta pazarda satılan bir mal gibi sergileyerek, her türlü ahlaksızlıklara göz yumarak, insanlarımızın gözlerinin içine baka baka onları kandırmak şerre aracılık etmekten başka bir şey değildir.

Resulullah  Efendimiz; “ Evlenmenin en hayırlısı, en kolay ve külfetsiz olandır.” ( Ebu Davud ) buyururken bize bir yol haritası çizmiştir. Düğün tüm haramlara kapalı, tüm mübah tercihlere açık olmalıdır. Bir halkın inancını, yaşama biçimini, tercihlerini,  hoş görülerini ilk etapta düğünlerden öğrenebiliriz. Düğünler bir bakıma o halkın dini anlayışlarının aynasıdır. Önceliğin kime ve neye verildiği düğünlerden anlaşılır. Cahiliye devrinde bile görülmeyen rezalet sahneleri, içki alemleri, nikahlı nikahsız, karışık bir şekilde bütün kadın, erkek ve kızları diğerlerinin kollarına vererek dans adı altında, şeytan omuzlarında saatlerce tepişerek, kendisini ve herkesi zil zurna sarhoş ederek, cehalet ala vezni rezalet üzerine kurulan yuvadan, atılan temelden ne hayır gelir? Bunlardan ne derece hayırlı nesiller elde edilir? Allah, peygamber, milli anane, asalet, vakar ölçüleri nerde kaldılar? Kısa zaman sonra ise birbirini bırakıp başkalarına kaçmanın, boşanmak için mahkemelere koşmanın ailevi geçimsizlik ve anlaşmazlıkların başında bu temel çürüklüğünün sebebini aramak gerekir.

Bu yüzden “Nikahı ilan edin, onu mescitlerde yapın (Tirmizi) Hadis-i Şerif-i gereğince düğünlerimiz mescit–cami gibi insana huzur veren ve Allah’ın evleri olan mekanlarda çalgısız çengisiz ,mahremiyet sınırlarına son derece dikkat edilerek yapılmalıdır.

Yemek vermek Peygamberimizin sünnetidir. Kendisi de bizzat Muhterem Kızı Hz Zeynep validemizin düğününde böyle yapmıştır. Hadis-i Şerifte Efendimiz; “Düğün yemeği ilk gün haktır, ikinci gün meşrudur, üçüncü gün riya ve gösteriştir” (Kütüb-ü Sitte) buyurarak bir sınır çizmiştir.

Düğün sonunda evlenenler tebrik edilir ve hayır duada bulunulur. Nitekim Peygamber Efendimiz de “Allah mübarek etsin. Allah  sizi mutlu kılsın ve sizi hayırla bir araya getirsin” (Tirmizi, Nikah 7) duasıyla yeni evlenenlere niyazda bulunmuştur.

Özetleyecek olursak İslami bir düğün kelamların en güzeli olan Kur’an-ı Kerim’den bir aşır okuyarak başlanmalı, işinin ehli olan bir hoca efendinin Eşler arası görev ve sorumlulukları anlatan konuşmasıyla devam etmeli ve yemek gibi bir takım ikramlarla düğün şenlendirilmelidir. Başlangıcının ve sonunun belli olduğu, abartılı masrafların olmadığı  kısa düğün merasiminin sonunda özellikle damat ve gelin hanıma yapılan dualarla bu güzel merasime son verilmelidir…
(mevla teâlâ’nın emir ve yasakları ,onun rızası, peygamber efendimizin hayatı bize örnek olmalı. onun pek muhterem zevceleri, kızları nasıl evlenmişlerse bizler de aynı yolu izlemeliyiz. Bırakalım israfçılığı, haramlara bulaşmayı. Helal olana, meşru olana dönelim. Dini ve milli adet ve ananelerimiz bize kafidir. Bunları koruyalım dini ve milli birlik ve beraberliğimizi ancak böyle yaşatabiliriz.

İslami ölçülere göre düğün yapmak bizden mutluluk ve huzur Allah’tandır.(Alıntıdır)

2017-08-11 14:44:26 / 420